Cahilden Müslüman olmaz sözü aklı bilgiyi ve bilinci imanın şartı sayan bir yoruma dayanır. Fatiha Suresi’ndeki yalnızca Sana kulluk ederiz yalnızca Senden yardım isteriz vaadi mümin ile Allah arasındaki sözleşmenin omurgasıdır. Taha Suresi ayet 115 Âdem in sözü unutmasını Enam Suresi ayet 151 ile 153 İsrailoğulları ahdinin bozulmasını aynı temada birleştirir. Yasin Suresi ayet 60 ile 62 Âdemoğullarına şeytana tapmama ve yalnızca Rabb e yönelme çağrısı yapar. Metin sözleşmenin Fatiha’daki dili çocuklukta ezberin iman sayılmaması kölelik ve ganimet sınavı ile bilinçli mümin olmanın yolu başlıklarını işleyecek. Bu özetten sonra vaadin hangi cümlelerle kurulduğuna bakmak gerekir.
Sözleşmenin Fatiha’daki dili
Fatiha nın orta cümleleri cahil kişiden iman çıkmaz uyarısını bir sözleşme metni gibi okutur. Yalnızca Sana kulluk ederiz ifadesi kulluğu tek yöne bağlar. Yalnızca Senden yardım isteriz ifadesi din konusunda başka merci tanımaz. Fiiller şimdiki zaman kipindedir ve geleceği de içine alır. Bu yüzden vaat bir kez söylenip rafa kalkmaz. Her gün yenilenen bir bağlılık gibi durur. Bağlılık unutulursa ahid bozulmuş sayılır.
Arapça bilenlere yapılan uyarı cahilden Müslüman olmaz tartışmasını ezberin uyuşturuculuğuna çevirir. Cümleler dilde dönerken anlam uyanmazsa söz sözleşme olmaktan çıkar. Sözleşme olmayan tekrar ağız alışkanlığıdır. Alışkanlık kişiye mümin süsü verir. Süs kalkınca geriye taklit kalır. Taklit ise hesabı taşımaz. Taşımayan yük gün gelir çöker.
Âlemlerin Rabbi ifadesi bilgisizden Müslüman olunmaz ilkesini nimeti tanıma şartına bağlar. Rabbi fark etmeyen kişi kime söz verdiğini bilmez. Merhameti görmeyen kişi kime sığındığını anlamaz. Hesap gününü düşünmeyen kişi vaadin ağırlığını hissetmez. Hissetmeyen ağız şahadet getirebilir. Getirilen şahadet evrak olur. Evrak kalbe inmez.
İbadetin namaz ve oruçla sınırlanması cahilden Müslüman olmaz okumasında daraltılmış bir dindir. Sözleşmeye göre emredilen her iş ve kaçınılan her yasak ibadetin parçasıdır. Parça bütünü görünce hayatın tamamı kul olmaya döner. Dönen hayat doktoru arkadaşı ve kitabı yok saymaz. Yok sayılan şey din konusunda Allah tan başkasına kulluk etmektir. Kulluk kayınca yardım da kayar.
Dünyevi yardım ile dinî yardımın ayrılması şuursuzdan mümin olmaz uyarısını netleştirir. Hekimden tedavi istemek sözleşmeyi bozmaz. Bozan şey din bilgisini kuldan bekleyip vahyi rafa kaldırmaktır. Rafın üstündeki kitap açılmadan fetva ezberlenir. Ezberlenen fetva kişiyi rahatlatır. Rahatlayan kişi sorgulamaz. Sorgulamayınca ahid unutulur.
İsrailoğulları ahdinin yaklaşık 25 yerde anılması cahilden Müslüman olmaz temasını tarihsel bir uyarıya çevirir. Tutulmayan söz cezayı doğurur. Doğan ceza yalnızca eski bir kavme ait sanılır. Sanı bugünkü okuyucuyu uyutur. Uyuyan okuyucu Fatiha yı müzik gibi dinler. Dinlenen müzik bağlayıcı olmaz. Olmayan bağ ise sözleşme değildir.
Çocuklukta ezberin iman sayılmaması
Ergenlik öncesi tekrar cahil kişiden iman çıkmaz cümlesini pedagojik bir sınıra çeker. Akıl balığa ermeden verilen söz şahsi karar sayılmaz. Sayılmayan karar sonra kimlik gibi giydirilir. Giydirilen kimlik 3 ile 5 yaşındaki çocuğa kumaş ve slogan yükler. Yüklenen slogan sevgi değil korku üretebilir. Üretilen korku sorgulamayı keser. Kesilen soru ileride öfkeye döner.
Beyni yıkanan çocuğun militanlaşması riski bilgisizden Müslüman olunmaz uyarısının en sert yeridir. Sertlik şiddeti övmek için değil ezberi uyarmak içindir. Uyarı eğitim sektörünü de ilgilendirir çünkü erken yaşta tek doğru dayatması okulu vaaz kürsüsüne çevirir. Çevrilen okul merakı söndürür. Sönen merak yerine ezber geçer. Geçen ezber kişiyi büyütünce de çocuk bırakır.
Çocuklardan mümin olmaz denmesi şuursuzdan mümin olmaz ilkesinin yaş kapısıdır. Kapı sevgiyle öğretmeyi yasaklamaz. Yasaklanan şey hesabı çocuğun omzuna yüklemektir. Yüklenen omuz ileride ya isyan eder ya kör bağlılık gösterir. İki uç da sözleşmenin orta yolunu kaçırır. Kaçan yol aileyi de cemaati de yorar. Yorulan yapı sonra daha çok ezbere sarılır.
Kölelik ve ganimet sınavı
Sözleşmenin ikinci yüzü cahilden Müslüman olmaz ilkesini ahlak sınavına bağlar. Kimse Allah tan başka kula kul edilmez. Edilmeyen kul köleleştirilemez. Köleleştiren düzen Fatiha nın yalnızca Sana cümlesini deler. Delen cümle ganimet iştahıyla da delinir. İştah artınca insan mal gibi görülür. Görülen mal ahidin dışındadır.
İlk kuşakların köle ve ganimet konusunda sınıfta kalması cahilden Müslüman olmaz okumasında tarihî bir özeleştiridir. Özeleştiri geçmişi lanetlemek için değil bugünü uyarmak içindir. Uyarı şudur ki isim Müslüman olsa da uygulama sözleşmeyi çiğneyebilir. Çiğnenen söz unutulan Âdem sözüne benzer. Benzeyen unutuş nesilden nesile akar. Akan unutuş gelenek diye paketlenir.
Kölecilik yok denmesi cahil kişiden iman çıkmaz cümlesini toplumsal alana taşır. Alan yalnızca eski çağın zinciri değildir. Zincir borçla korkuyla ve dinî baskıyla da kurulur. Kurulan baskı yardımın yalnızca Allah tan istenmesini bozar. Bozulan yardım şeyhe tarikata veya siyasetçiye yönelir. Yönelen kul artık Fatiha yı yaşamıyordur.
Putperestliğin reddi cahilden Müslüman olmaz yorumunda taşa tapmakla sınırlı kalmaz. Tapılan şey makam para ve korku da olabilir. Olabilen tapınma aklı devreden çıkarır. Çıkan akıl bilgiyi yük gibi görür. Görülen yük atılınca cahillik kutsanır. Kutsanan cahillik sonra güç sahibi üretir.
Ganimet ahlakı bugünün çıkar dilinde bilgisizden Müslüman olunmaz uyarısını taze tutar. Taze uyarı şudur ki dinî kimlik menfaat kılıfı olamaz. Olamayan kılıf sözleşmeyi evrak gibi kullanır. Kullanan kişi namazı kılar sözü unutur. Unutulan söz Yasin in Âdemoğulları çağrısını boşluğa düşürür. Düşen çağrı şeytanı açık düşman olmaktan çıkarır.
Bilinçli mümin olmanın yolu
Yol akıldan geçer çünkü sözü tutacak özne ayırt edebilen kişidir. Ayırt eden kişi nimeti görür Rabbi tanır merhameti tartar. Tartan kişi hesap gününü de hesaba katar. Katan bilinç Fatiha yı ezgi değil taahhüt okur. Okunan taahhüt her emri ibadet sayar. Sayılan ibadet hayatı bölemez.
Alınacak önlem erken yaşta korku yerine anlam vermektir. Verilen anlam soru sormayı yasaklamaz. Yasaklanmayan soru çocuğu ileride mümin adayı yapar. Yapan şey dayatma değil örnektir. Örneklenen ev sözleşmeyi yaşayarak öğretir. Öğreten ev ezberi tek araç görmez.
Toplumsal etki din eğitimini militan üretim hattı olmaktan çıkarmaktır. Çıkan hat okulu ve aileyi vicdan atölyesine çevirir. Çevrilen atölye Kur an ı kapalı bir dil olmaktan kurtarır. Kurtulan dil kişiye kendi dilinde sözleşme okutur. Okuyan kişi müftülük belgesini iman sanmaz. Sanmayan kişi uyanır.
Uyanış Fatiha’yı her gün yenilemektir çünkü muzari kip durmaz. Durmayan kip bugünü ve yarını bağlar. Bağlayan söz yalnızca Sana ve yalnızca Senden der. Diyen dil başka tapınmayı keser. Kesilen tapınma köleliği de keser. Kesilen kölelik ahidin hayatta kalmasını sağlar. Kalan ahit kişiyi mümin kılar.
